EZOP, “Aklı başında bir insan, sonunun ne olacağını düşünüp incelemeden, hiçbir işe girişmemelidir” diyor ve anlatıyor:
Tilkinin biri bir kuyuya düşmüş, bir türlü çıkamazmış.
Oradan bir teke geçmiş, susadığı için kuyuya bakmış, tilkiyi içeride görünce: "Bu su iyi mi? İçilir bir şey mi?" diye sormuş.
Tilki işi babacanlığa vurup suyu bir övmüş, bir övmüş, tekenin ağzının suyunu akıtmış: "Hiç durma, in aşağı!" demiş.
Teke onun sözlerine kanmış, zaten susuzluktan da dili damağına yapışıyormuş, hiç düşünmeden aşağı inmiş.
Susuzluğunu giderdikten sonra aklı başına gelir gibi olmuş, tilkiye: "Eee! Nasıl çıkacağız buradan?" diye sormuş.
Tilki: "Sen hiç merak etme: ben buradan ikimizi de kurtarmanın yolunu biliyorum. Sen şimdi doğrulup ön ayaklarını duvara dayar, boynuzlarını da havaya dikersin; ben tırmanıp çıkar, sonra seni de çekerim" demiş.
Teke bu aklı pek beğenmiş, hemen razı olmuş; tilki arkadaşının bacaklarından omuzlarına, omuzlarından boynuzlarına atlayıp kuyunun ağzına varmış, hemen oradan uzaklaşmış.
Tekenin: "Biz böyle mi sözleştik? Sen sözünde durmaz mısın?" diye sitem ettiğini duyunca dönmüş: "Be herif! Senin çenende kıl olduğu kadar kafanda da akıl olsaydı, nasıl çıkacağını düşünmeden hiç iner miydin bu kuyuya?" demiş.