Tilki ile Köylü (Masal)

Avcılar, tilkinin peşine düşünce, Zavallıyı çaresiz alır kara düşünce! Can kaygısı ile dili çıkar bir karış, Bitebilir ölümle şüphesiz bu yarış!

Saklanacak delik yok, düz yol ovalar.
Avcıların yaptığı amansız bir akındır, Bereket ki, köylünün kulübesi yakındır.
Tilki, soluk soluğa der:
-Avcılar kovalar, köylü dayı yardım et!
Sakla beni, kaybedeyim izimi!
Pişmanlıkla sonraları dövmeyeyim dizimi!
Köylü, der ki:
-Dost için esirgemem yardımı, Üzülürüm hainler etrafını sardı mı?

Emin yerdir kulübem, gizler zalim soyundan, Biraz sonra avcılar kulübeyi görürler, Sormak için tilkiyi kapısına yürürler. Köylü dayı, alamaz kendisini oyundan, Çünkü gelir aklına bir tilkinin yaptığı:

Tavukları boğduğu, piliçleri kaptığı,
Daha nice halleri gözlerinde canlanır.
Avcılara baktıkça kinle heyecanlanır.
Adamlar der:

-Bir tilkiyi buralarda gördün mü? Köylü, sözde yok deyip savuşturur diliyle, Bir yandan da yerini işaretler eliyle.

İnanarak avcılar ihtiyarın sözüne, Her birisi bir yana dağılarak koşarlar, Şanslı tilki, selâmete kavuşur.

Tilki, çıkar delikten kurtarınca postunu,
Elbette ki istemez görmek baba dostunu,
Yanaşmadan şükrana, başvurmadan bir söze, Sıvışırken köylüyle birden gelir göz göze.
Köylü, der ki:
-Görmedim ben senin gibi nankörü!
Ben canını kurtardım, ama
Sen, bir teşekkürü çok görürsün, Selâm bile vermeden uzaklara yürürsün!
Tilki, der ki:
-Azizim, sen inandır bir körü;
Ağzından çıkanla ellerin birbirine uymadan, Nasıl şükran beklersin hiç utanç duymadan!
Yüzdürmeyi diledin biraz önce derimi,
Haber verdin göz kaşla düşman gibi yerimi!

Jean de La Fontaine