|
Tilki, Aslan ve Kurt (Masal)
Toplanarak ormanın bir gün kurdu, katırı; Hüküm sürer sessizlik karanlık boyunca. Haset duyan alçak kurt, kaçırmadan fırsatı, Der ki: -Ulu efendim, ormanın ayı, kurt, atı;Kralımızı yürekten Tanrı gibi sayarlar; Yolunuzun üstüne postlarını yayarlar. Yalnız nankör bir hain, kendisini hiç yormaz; Tilki denen saygısız, hatır sayıp hal sormaz! Tilki, duyar dışardan bu insafsız sözleri,Kafasına koyarak kurda bir ders vermeyi, Kükremeye aldırmaz, duymaz olur hiddeti; Yumuşatmak isteyip aslandaki şiddeti, Huzuruna girerek yere kadar eğilir. Der: -Kralım, kulunuz kıymet anlar, hak bilir; Bu bir cinsten hayvana lütfen hayat veriniz! Düşündü mü hiç biri, nasıl geçer derdiniz? Hâlbuki ben dağ, bayır harap ettim kendimi, Kavuşturmak diledim sağlığa efendimi. Derman sordum günlerce rastladımsa her kime,Başvurmaktan bıkmadan bir bir hoca, hekime; Dedim, orman kralı nasıl olur biçare? Hayvanlar hep bir ağızdan: -Buldun mu, bari derde bir çare? Tilki: -Hekimlerden birisi, Dedi, eşsiz ilâçtır yüzülmüş kurt derisi! Geç kalmadan kralımız, kanlı posta sarının; Efendisi kalınız başımızda yarının! Bulununca bir çare başa çorap örülür,Tereddütsün bir anda kurdun işi görülür, Tilki, gülen bir yüzle dostlarını süzerek, Tamamlar zaferini son sözünü düzerek: -Varken işin çaresi, çıkarmadan kavga, Hatadır kralımı sürüklemek savaşa, Uyup atasözüne bırak kötü huyunu; Kazma kuyu kimseye, kazan olur kuyunu! Jean de La Fontaine |