Sobanın Borusu (Fıkra)

Güney Amerika’nın ormanlık alanlarında bilimsel araştırma yapan bir grup üniversite öğretim görevlisi (profesör), bastıran yoğun yağmurdan korunmak için mecbur kalıp civardaki bir eve sığınmışlar. Kapısı açık eve girdiklerinde evde kimse yokmuş, ancak ortada yanan sobaya bakılırsa, ev sahibinin yakın bir yerlerde olduğunu tahmin edip oturmuşlar.
Ortadaki soba halcilerin kullandığı, meyve sebze taşınan kapları andıran boş ve ahşap bir sandığın üzerine koyulu imiş. Bu görüntü dikkatlerini çekmiş, yağmurun şiddeti azalana kadar beklemek zorundalar, ev sahibi de yok, başlıyorlar sandık ve soba ile ilgili fikir yürütmeye. Her biri kendince bir yorum getiriyor:
“-Yanmanın kalitesini artırmak için, yerçekimi etkisine karşı, soba yükseltilmiş…”
“-Oksijen sirkülasyonunu, dolayısıyla yanma gücünü artırmak için, soba olabildiğince ortamın ortasına doğru kaldırılmış…”
“-Borunun çekişini kolaylaştırmak istenmiş…”
“-Duman geriye tepmesin diye, borunun dikey ve yatay kısımlarının açısını ayarlamak için bu sandıktan istifade edilmiş…”
Profesörlerin ayrıca sinüs’lü, kosinüs’lü fikir yürütmeleri devam ederken ev sahibi çıkageliyor. Önce hayretli nazarlar, sonra hoş beş ve tanışmalar… Bu fasıl bittikten sonra profesörlerden birisi az önce tartıştıkları konuyu ev sahibine soruyor:
“-Sobanın altına bu sandığı hangi sebeple koyduğunuzu öğrenebilir miyiz?” Cevabı merakla bekliyorlar; bakalım en isabetli yorumu kim yapmış! Köylünün cevabı:
“-Doğrusu, boru alırken yanlışlıkla bir tane eksik almışım.
Mevsim kış tekrar şehre de gidemedim. En uygun bu sandığı bulabildim, sobayı onunla yükselterek, bu kışı böylece idare etmeye çalışıyorum.”