Şakadan Hoşlanmam Da (Fıkra)

Adamın birisi, işinin düştüğü yabancı bir mahallede bir çay ocağında oturuyorken, birden ensesine hatırı sayılır, beklenmedik bir şaplak yiyor. Acı ve öfke içinde dönüp bakıyor. Bakar ki; hiç tanımadığı, iri ayrı, güçlü kuvvetli bir kabadayı, yanında da iki adamı var… Dikleşmeye cesaret edemiyor, yarı ciddi, yarı -zoraki- mütebessim halde, bu münasebetsiz kabadayıya;
“-Şaka mı yaptın yoksa?” diyor. Kabadayı alttan alacak gibi değildir;
“-Ne şakası be, ciddi!” diye cevap veriyor.
Ensesine şamarı yiyen adam, yine de işi tatlıya bağlamak için;
“-Şakadan hoşlanmam da!” diyor.