Pilav Aşı (Fıkra)

Ak Hoca Karaman'ın muhacir köylerinden birine imam olur. Köyün ağası, Hüseyin isminde birisidir. Hüseyin ağa bir gün köylüleri toplar ve onlara şöyle der:
"-Bu hoca ovalıdır. Bizim hamur işlerini pek bilmez, onlar bulgur pilavına alışkındır, hocanın midesine bir zarar vermiyelim, yavaş yavaş bizim yemeklere alıştıralım" diye talimat verir.
Bu talimatı alan köylü sırayla hocayı yemeklere davet etmiye başlarlar ve her davet eden de bulgur pilavı pişirir.
Bir gün böyle, beş gün böyle, on gün böyle.... Hoca bulgur pilavından bıkar, açıkça da bir şey söyliyemez.
Nihayet bir ay sonunda Cuma günü Cuma salası vermeye minareye çıkar ve sala ezgisinde başlar okumaya: "Sarı çamın taşı Hüseyin Ağa'dır bu köyün başı Her gün pilav aşı Yenir mi Ya Resulleallah" Köylü normal sala veriliyor diye söylenenlere hiç dikkat etmez.
Fakat, 70 yaşlarında bir kadının bu sala garibine gider. Yaşlılığın verdiği az duyma etkisiyle bir şey anlamaz. Hüseyin Ağayı görür ve seslenir: "-Üle Hüseyin, hoca ne diyo bi yol diğneyive hele." Hüseyin ağa hocanın söylediklerini dinler, sonra köylüleri başına toplar: "-Uşaklar hoca pilavdan bıkmış gayri, çevirin macır işine."
Hoca kıvrak zekası sayesinde bu sıkıntıdan karlı olarak kurtulur.