Menekşe (Hikaye)

Bir varmış, bir yokmuş evvel zaman içinde kalbur saman içinde bir mahallede Elif adında bir kız yaşarmış. Elif’in çok sevdiği bir bisikleti varmış. Bisikleti mor renkliymiş. Adı da Menekşe’ymiş.

Babası o gün eve geldiğinde çok neşeliymiş. Elif ‘Neden bu kadar neşelisin?’ diye sorunca babası:
- Nasıl neşeli olmayayım bir uçak bileti buldum haftaya anneannenlere gidiyoruz, demiş.
Elif bu duruma çok sevinmiş. Çünkü anneannesini çok seviyor ama çok az görüyormuş. Hemen hangi oyuncaklarımı götürsem diye düşünmeye başlamış. Ama o anda aklına bisikleti Menekşe gelmiş. Onu nasıl götürecekmiş? Hiçbir valize sığmazmış çünkü çok büyükmüş. Elif ağlamaya başlamış. Sesi duyan babası hemen odaya gelmiş. Elif’e:
-“Neden ağlıyorsun?” diye sormuş.
Elif:
- Menekşe benimle gelemez, demiş.
Babası:
- Merak etme sabah bir yolunu buluruz. Sen şimdi güzelce uyu, demiş.
Ve iyi geceler dileyerek odadan çıkmış. Elif yatağına yatmış ve güzel bir uykuya dalmış.

Sabah olunca Elif telefona koşmuş. Arkadaşları Yusuf ve Büşra’yı aramış. Onlara acilen toplanmalarını söylemiş. Kahvaltısı bitince parka doğru yola çıkmış. Arkadaşları onu orada bekliyormuş. Büşra:
- Elif ne oldu? Neden acilen buluşmamızı söyledin, demiş.
Elif olanları bir çırpıda anlatmış ve onlardan yardım istemiş. Arkadaşları da onun bu isteğini kabul etmişler ve hemen orada düşünmeye başlamışlar. Hava karardığında herkes istemeye istemeye evin yolunu tutmuş ama hala bir çare bulamamış.
Elif eve geldiğinde babasına: “Babacığım sen Menekşeme bir çare buldun mu?” diye sormuş.
Babası “Hala bir şeyler düşünüyorum” deyince Elif hayli üzülmüş.

Günler geçiyor ama Elif, babası ve arkadaşları bir çare bulamıyormuş.Yine bir gün arkadaşlarıyla beraber düşünmek için parka gidiyormuş. Parka geldiğinde Yusuf’u görememiş. Büşra da onun gibi olacak ki parkı köşe bucak geziyormuş. Onu görünce banka gelmesini işaret etmiş. Banka geldiğinde Büşra:
- Yusuf’u gör…
Daha cümlesini bitiremeden Yusuf görünmüş. Çok neşeli görünüyormuş. Yanlarına gelince:
- Müjde! Menekşe’yi nasıl köye götüreceğinizi buldum, dedi.
Büşra ile Elif “Anlatsana, anlatsana” diye bağırıştılar.
Yusuf “Menekşe’yi parçalara ayıracaksınız ve parçaları bir valize koyacaksınız” dedi. Elif, Büşra ve Yusuf bu kadar basit bir cevabı nasıl bulamadıklarını çok şaşırmışlardı. Ama bunu düşünecek zamanları yoktu. Yarın Elifler uçağa binecekti. Hemen Eliflerin evine gittiler ve babasına çözümlerini anlattılar. Babası bu fikri galiba beğenmişti çünkü ardından:
- Ben hemen işe başlıyorum, dedi.
O arada Selma Hanım da onlara kurabiye ve süt ikram etti. Çocuklar hem konuştular hem yediler, içtiler. O arada içerden Mustafa beyin sesi geldi:
- Çocuklar benim burada işim bitti, dedi.
Çocuklar Mustafa beyle biraz daha konuşup evlerine gittiler. Elif de onlar gidince yatağına yattı ve uyudu.

Ertesi gün Elif eşyalarını bir valize doldurdu. Yarım saat sonra arabaya binip havalimanına doğru yola koyuldular. Havalimanına geldiklerinde havalimanının çok kalabalık olduğunu gördüler. Valizlerini verdiler, kontrol noktasından geçtiler ve uçaklarına bindiler. Muğla’ya vardıklarında Elif anneannesinin ve dedesinin yanağına bir öpücük kondurdu ve onlara sıkıca sarıldı. Babasına “ Menekşe’yi ne zaman valizden çıkaracağız?” dedi.
Babası “Hadi çıkaralım” dedi ve beraber bisikleti çıkarmaya başladılar. Menekşenin parçaları yerine takılınca Elif hemen ona bindi. Portakal bahçesine girince hızlandı. Hafif esen rüzgar saçlarını okşuyordu. Şu anda Dünya’da ondan daha mutlu bir çocuk yoktu…
"

Ayşe Melek
26.05.2020