Osmanlı’da ikinci adam olmak zordur. Bütün gözler üzerinizde olduğu gibi siz de “Tamam ben oldum!” hissine kapılabilirsiniz. Nitekim ismi en çok konuşulanlardan birisi bu konuda Pargalı İbrahim’dir. İnsan nefsinin yedi mertebesi vardır ki bunların en aşağısı “nefs-i emmare”dir. Sürekli olarak insana kötülüğü emreder. Hangi makamda olursa olsun, tehlike çanlarını çaldırır durur. Hele bir de çevresinde tabasbus takımı varsa şişinir durur.
Evet, Osmanlı tarihine şöyle bir göz gezdirdiğimizde çoğu önemli mevkiye gelmiş veya getirilmiş, her insana nasip olmayan yetkilere sahip olmuştur Pargalı İbrahim... Genç yaşında vezirlerin başı olmuştur. Bu bir kere Osmanlı Devlet Usulü’nde görülmemiş bir şey! Yani daha anlaşılır söyleyelim, basamakları atlayarak çıkmıştır. Padişahın himayesini bu denli elde etmiş bir adam, 1536 senesi neden idam edilmiştir o zaman? Hem de hayatı normal seyrinde yaşarken... O sene Ramazan ayının yirmi ikinci gecesi… Akşamdan Kanunî Sultan Süleyman ile Pargalı İbrahim iftarlarını etmişler, teravih namazını da beraber kılmışlar. Hemen akabinde satranç oynamışlar. Her şey sanki tıkırında gidiyor; derken gece yarısı padişah cellâtları çağırıp Pargalı İbrahim’i onlara teslim etmiş. Canım ne de güzel vakit geçiriyorlardı, ne vardı insanın canını alacak? Evet, görünüşte bir şey yok gibi görünüyor. Fakat işin başka sebepleri var! Oraya gelelim. Bir gerçek var ki, baştan onu kabullenip söyleyeceklerimi öylece dinleyin derim. Devlet otoritesi ortak kabul etmez. Bir kına iki kılıç sığmayacağı gibi bir koltuğa aynı zamanda iki idareci sığmaz.
Kanunî Sultan Süleyman, bu Pargalı denen şahsiyeti doğrusu bir köle iken yanına almıştır. Vakit ilerledikçe kendine olan güveni iyice artan Pargalı İbrahim, kibir tuzağına düşüvermiş. Tabii bunda en etkili sebep, kendisine verilen mükemmel yetkilerdir. Bu yetkilerin ağırlığına dayanamayan Pargalı İbrahim bazı noktalarda başına buyruk hareket etmiş, hatta padişahın kendisine unvan olarak verdiği “Serasker” imzasının başına bir de “Sultan” eklemiştir. Bu, olmayacak bir işti ve affı da mümkün değildi. Çünkü kendisini padişahla denk görmek gibi bir şeydi yaptığı... Ayrıca bürokrasi alanında o zamanın en tecrübeli devlet adamlarından sayılabilecek bir özellikteki İskender Çelebi’yi idam ettirmiş olması da tuz ve biber cinsindendi.
Yine başka bir rivayet var. Onu da söyleyelim.
"Kanunî Sultan Süleyman’ın Pîrî Mehmed Paşa isimli bir veziri var. Bu vezire gösterilen hürmetten kuşkulanan Pargalı, herhalde itibarından olacağı korkusuyla bir yolunu bularak Pîrî Paşa’yı zehirletmiştir. "