Keklik Oyunu (Fıkra)

Güney Amerika’dakiyle benzerlikleri çok olan bir olay da bizim Doğu Anadolu’da cereyan etmiş.
Araştırma yaparlarken tipiye yakalanan bir grup profesör, bir köylünün damına sığınmak zorunda kalırlar. Kapıyı çalarlar, buyur edilirler, geçip otururlar. Köylü, her hallerinden kültürlü, varlıklı oldukları belli olan bu yaşlı insanların kapısını çalıp misafiri olmalarından son derece memnun olmuş, sevinmiş. Ancak evde, o sırada kadın da yokmuş, yiyecek içecek nevinden ikram edecek bir şey de bulunmuyormuş.
Anadolu insanı; misafir gelir de, bir şey ikram edemezse rahatsız olmaz mı? Ne yapsa ki; nihayet durumu açıklıyor, hissiyatını dile getiriyor:
“-Muhterem efendiler, beyler, misafirlerim, şanımı artırdınız, evimi şenlendirdiniz. Size bir sofra kurmayı çok arzu ederdim, ancak maalesef kap kacak boş… Yokluğun gözü kör olsun, kusuruma bakmayın… Ama ben güzel ‘Keklik’ oynamasını bilirim. Size bir ‘Keklik Oyunu’ ikram edeyim.” der ve kalkıp misafirlerinin önünde; “Kekliği düz ovada avlarlar… “ türküsünü de söyleyerek ‘Keklik oyununu’ oynar.