İpin Ucu (Fıkra)

Bir köyün camisinin imamı yaşlanmış. Sureleri, rükuyu, secdeyi birbirine karıştırır olmuş. Cuma namazlarında iyice zorlanmaya başlamış. Geçim derdi de var.
Düşünüyor taşınıyor, çareyi bir ahbabından yardım istemekte buluyor.
Aralarındaki anlaşmaya göre, hoca hutbede yanlış yaptığı zaman, ahbabı halıların altından geçirerek, hutbeye kadar götürüp hocanın ayağına bağladığı ipi çekecektir. Hoca da hata yaptığını anlayıp, vaziyeti düzeltecektir.
Bu hesap tutmuş. Ahbabı, her Cuma gelip minberin hemen yanındaki ipin başına oturuyor, o yeri kimseye kaptırmıyor.
Hoca da çıkıp hutbeyi okurken arada bir yaptığı hataları ahbabın yardımıyla düzeltiyormuş.
Ama bir gün köyün muziplerinden birisi, vaziyeti fark edip, hocanın ahbabından önce gelip, ipin başına oturmuş. Hoca başlamış hutbeye, ama ipin ucunda başka birinin olduğundan haberi yok, ağzını açar açmaz ip çekilmiş.
Söylediğini değil, söyleyeceğini düzeltmiş yaşlı imam. Biraz sonra ikinci cümle.Yine ip çekilmiş. Yine bir iki kendince düzelte yapmış. Üçüncü cümle, yine ip çekilmiş, yine sözü değiştirmiş.
İmam efendi, en iyi bildiği yerlerde bile ipin çekildiğini görünce, şöyle bir başını ipin ucuna doğru çevirince ipin başında başka birinin olduğunu görmüş. Bakmış olacak gibi değil;
“-Benden bu kadar cemaat-i müslimin. İpin ucu puştun eline geçti.” diye söylene söylene minberden inmeye başlamış.