İmamın Tek Eksiği (Fıkra)

Anadolu’ya gelen ’93 Harbi Batum Muhacirleri’nin yoğun iskan beldelerinden birisi de Ordu’nun Ünye ilçesidir. Bir grup Batum muhaciri işte bu güzel ilçenin belirlenen bir beldesine yerleşirler. Orada zamanla çoğalıp kalabalık bir köy durumuna gelirler. Başlangıçta kıt imkanlarıyla bir cami oluştursalar da ilerleyen yıllarda nüfus ve imkanlar artınca köylerine büyük ve güzel bir cami yapmaya karar verirler.
Cami inşaatının bitmesine yakın köyün muhtarı birkaç köy ileri gelenini yanına alıp ilçe müftüsünü ziyarete geder. Yap tıkları camiyi methedip Müftü Efendi’den hem gelip camile rini görmesini hem de ‘çok iyi bir imam’ tayin etmesini rica ederler. Müftü Efendi kendilerini tebrik eder ve ricalarını ye rine getireceğinin sözünü verir. Nitekim kısa zaman içinde o köye en çok takdir ettiği bir imamın tayinini gerçekleştirir.
Köylüler imamlarını kısa zamanda benimserler, sevip kay naşırlar. İmam Efendi gerçekten de bilgili, kıraatı güzel, gayretli, tatlı dilli, sosyal... bir kişi imiş.
Aradan 2-3 ay geçer, Müftü Efendi ikinci sözünü de yerine getirmek üzere bir Cuma günü o köyü ziyarete gider. Na maz sonrası muhtar ve köylülerle kısa bir sohbette bulunur.
Muhtara sorar;
“Nasıl, imamınızdan memnun kaldınız mı?” Muhtar başlar imamı meth-ü senaya, bütün güzel meziyetlerini sayar, en sonunda da;
“Her şey çok iyi çok mükemmel de bir de Gürcü olsaymış!”
deyiverir.