İfşa Olan Sır (Hikaye)

“Hamîdüddîn”, Bursa’da bir fırın yaptırdı. Fırınına merkebiyle dağdan odun getirir, onunla ekmekleri pişirirdi. Ekmek küfesini sırtına alarak; “Somun! Müminler somun!” diye söyler, geçimini bu yolla sağlardı. Halk, bu fırıncıya “Somuncu Baba” der ve pişirdiği ekmeğin lezzetine doyamazdı. Somuncu Baba ekmek satmaya başlayınca, herkes peşinden koşar, ekmeğini kapışırdı. Somuncu Baba’nın fırını, Molla Fenârî Mahallesi’nde, Ali Paşa Çınarı civarında olup, iki gözlü idi. Fırının bitişiğinde de, ibadet ettiği bir odası vardı. Odanın kıble yönünde de, nefsini terbiye etmek için kullandığı bir “Çilehanesi” mevcuttu. Hamîdüddîn hazretleri durumunu Bursa’da kimseye bildirmedi. Hep, halk içinde “Hak” ile olmağa gayret etti.
Yıldırım Bâyezîd Han, Niğbolu Zaferi’nden sonra Bursa’da Ulu Cami’yi yaptırmaya başladı. Caminin inşası sırasında, çalışan işçilerin ekmek ihtiyacını Somuncu Baba temin etti. Caminin yapılması bittikten sonra, bir Cuma günü açılış merasimi yapılacağı ilân edildi. O gün başta Padişah Yıldırım Bâyezîd Han, damadı büyük âlim ve veli Seyyid Emir Sultan, Molla Fenârî hazretleri, ulemadan pek çok kimse ve Bursalılar Ulu Cami’yi doldurdu.
Yıldırım Bâyezîd Han, caminin açılış hutbesini okumak üzere Emir Sultan’a vazife verdiğinde, Emir Sultan; “Sultanım! Zamanın büyük âlimi burada iken, bizim hutbe okumamız uygun değildir. Bu cami-i şerifin açılış hutbesini okumaya lâyık zat şu kimsedir.” diyerek, Somuncu Baba’yı gösterdi.Somuncu Baba, padişahın emri üzerine minbere doğru yürüdü. Emir Sultan’ın yanına gelince; “Ey Emir’im, niçin böyle yapıp beni ele verdiniz?” dedi. O da; “Senden ileride bir kimse göremediğim için öyle yaptım.” cevabını verdi.
Cemaat hayret ederek bu konuşmaları dinliyor, Somuncu Baba’nın hutbesini merakla bekliyordu.
Minbere çıkan Somuncu Baba, öyle bir hutbe irâd etti ki, o zamana kadar Bursalılar öyle bir hutbeyi hiç işitmemişti. Bursalılar, bundan sonra Somuncu Baba’nın büyüklüğünü anladı. Somuncu Baba, hutbede; “Bazı âlimlerin, Fatiha-i şerîfenin tefsirinde müşkilâtı, anlayamadığı kısımlar vardır. Onun için bu sûrenin tefsîrini yapalım.” buyurarak, Fâtiha sûresinin, yirmi ana ilim üzerine yedi türlü tefsîrini yaptı. Nice hikmetli sözler beyan eyledi. Herkes hayretinden şaşırıp kaldı. Başta Molla Fenârî hazretleri; “Somuncu Baba, önce bizim Fatiha sûresinin tefsîrindeki müşkilimizi kerâmet göstererek halletti. Onun büyüklüğüne, bu yedi çeşit tefsir, âdil bir şahittir.
Fatiha’nın ilk tefsirini cemaatin hepsi anladı. İkinci tefsirini bir kısmı anladı, üçüncü tefsiri anlayanlar çok az idi. Dördüncü ve sonrakileri anlayanlar içimizde yok idi.” demekten kendini alamadı.