Erzurum’un bir köyünde geçtiği nakledilmişti. Düşündürü
cü ve ders verici bu yaşanmış hadiseyi siz okuyucularımla
paylaşmak istiyorum.
İki köylü, -büyük ihtimal akrabalıkları da olan- iki komşu,
bir sınır meselesi yüzünden önce münakaşa sonra kavga
ederler. Kavgadan sonra da birbirleriyle konuşmaz olurlar.
Aradan yıllar geçtiği halde, o ağırlık veren küskünlük de
vam edip gider. Bazen köy büyükleri, bazen aile yakınları
harekete geçip aralarını bulmaya, barıştırıp helalleştirmeye
niyet etseler de başarılı olamazlar. Biri razı olsa bile diğeri
inat etmeye devam eder.
Zaman geçip giderken, yaşlılık çağı da gelip çatar. Günün
birinde, daha mülayim tabiatlı olan komşu, neden olduğunu
bilemediği bir şekilde halsizleşir ve yatağa düşer. Bir tür
lü toparlanıp kalkamaz. Nihayet anlar ki; “ölüm döşeğine”
yatmıştır.
Kafasındaki muhasebeler çoğalır; alacaklar, verecekler, kır
dığı kalpler, pişmanlıklar… tövbeler… ve aile fertlerine, etrafa
karşı daha bir yumuşamalar… Tabii ki, küs olduğu komşusu
da hep aklındadır. Onunla, ne yapıp edip barışmaya azme
der. Hatırlı kişileri araya koyar; “’pişmanlığını, üzüntülerini,
selamlarının…’ beraberinde “ben yataktan kalkamıyorum,
gelsin barışalım” haberini gönderir.
Küs komşu, aracıları yüageri eder, barışmayı kabul etmez.
Hasta komşu, ısrar eder; suçu üzerine aldığını, özür diledi
ğini… beyanla tekrar selam gönderir, tekrar barışma ricasını
iletir. Fakat yine olumsuz cevap alır.
Hasta komşu bu kez, ’kendisine bile itiraftan korktuğu açık
lamak üzere, aracıları üçüncü sefer gönderir; “Ben artık ke
sin gidici gibiyim. Çok fazla günüm de kalmadı…Lütfen gel, barışıp helalleşelim. Öbür tarafa küs olmanın günahıyla
gitmek istemiyorum….” Diye son söyleyeceklerini de söy
leyerek, karşı tarafı merhamete ve bir kere daha barışmaya
davet eder.
İnat komşu, bu bilgi ve bu istek karşısında da yumuşamaz,
barışıp helalleşmeye gelmez.
Bu arada zaman daha da ilerler, , hasta ‘günlerinin tükendi
ğini’ iyice hisseder. Dilinin dönebildiği son demlerinde, ba
şucundakilere -komşuyu kastederek- der ki:
“-Aha ben gidiyorum. Gücü yetiyorsa, erkekse oraya da
gelmesin!”
ERZURUMLU NAİM HOCA FIKRALARI