|
Çok Arkadaşlı Tavşan (Masal)
Bütün diğer ayaklı hayvanlar tarafından çok fazla sevildiğini zanneden bir Tavşancık vardı. Herkes ile aynı derecede arkadaştı. Günün birinde, avcının köpeklerinin, peşine düşmüş olduğunu anlayınca, fazla korkmadı. Nasıl olsa o kadar arkadaşın yardımı ile yakasını bu canavarların elinden kurtarabilirdi. Bu düşünceyle, evvela at’a giderek kendisini sırtına alıp tazıların şerrinden koruması için, ir başka tarafa götürmesini rica etti. Fakat At, özür dileyip sahibine yapması icabeden bir hizmeti bulunması sebebiyle, bu ricayı yerine getiremeyeceğinden fevkalade teessür duyduğunu söyledi. Fakat, bütün diğer arkadaşlarının kendisine yardım edeceğinden, bir an dahi şüpheye düşmediğini de ilave etmeyi unutmamıştı. Bunun üzerine, sivri boynuzlarıyla onu tazılardan korur ümidi içerisinde koşa koşa, doğru Boğa’ya gitti. Ama Boğa’nın cevabı şu şekilde olmuştu: “Yarımına gelemeyeceğim için çok üzgünüm, Tavşan Kardeş. Fakat ne yapayım ki, bir hanım arkadaşla buluşmak üzere söz verdim. Yalnız, sakın telaşlanma... İstediğini sana, muhakkak Keçi yapacaktır.” Halbuki, Keçi’ye gittiğinde o, onu arkasına aldığı takdirde, kaya kadar sert sırtının, onun nazik bedenini inciteceğinden korktuğu için, böyle bir şey yapamayacağını söyledi. O zaman Tavşan, bu işe en münasip çarenin, Koç’a baş vurmak olduğunu düşünerek derdini kendisine açtı. Koç, gayet ciddi bir çehreyle: “Başka bir yardımın için beni ara dostum” dedi. “Çünkü, rivayete göre tazılar, koyunlar da, tavşanlar kadar iştihalı yerleşmiş.” Böylece bir kere daha hayal kırıklığına uğrayan bizim küçük Tavşan Hanım, son bir ümitle Buzağ’a sığınmayı düşündü ama, o ümidi de diğerleri gibi suya düştü. Çünkü zavallı Buzağı, o küçüklüğü ile, öyle büyük kimselerin başa çıkamadığı bir mevzuda kendisine nasıl yardım edebilirdi ki? Bütün bu zaman zarfında, vakit süratle geçmiş. Tazılar yaklaşmıştı. Başka yapak bir şeyi olmadığı için Tavşan, olanca gücünü ayaklarında toplayıp, tabana kuvvet kaçtı ve bir şans eseri olarak da kurtuldu. “Çok çok arkadaşı olanın, hiç dostu yoktur”
Jean de La Fontaine
|