|
Çocuk Çoban (Masal)
Bir tarihte, genç bir çoban, koyunlarını, kesif bir ormanın ağzını teşkil eden tepeciğe sürmüştü. Canı, her günkü yeknesaklıktan öylesine sıkılmıştı ki, ancak, belki biraz macera keyfini yerine getirebilir, diye düşünüyordu. Nitekim, hayvanlarını oraya bırakır bırakmaz, doğru tersine ve tabana kuvvet köye doğru koşmaya başladı. Bir yandan da, avazı çıktığı kadar bağırıyordu. “Kurt! İmdat, Kurt!”Bunu duyan köylüler derhal çocuğun yardımına koştular; ama, kuzuların otladığı tepeye vardıklarında, Çoban’ın kendilerine şaka yaptığını anlayınca, biraz da hırslanarak, sessiz, sedasız geriye, köylerine döndüler. Yalnız, zaferinden büyük bir zevk ve gurur duyan Çocuk Çoban, aynı hareketi ertesi günü yine tekrarladı. İkincisinde, “Artık yalan olamaz” düşüncesiyle köylüler, yine yardıma gittiler ama nafile... Çoban, gönül eylendirip etrafıyla alay ediyordu... Fakat... fakat üçüncü gün, başlarındaki çobanlarıyla beraber kuzular, iki gündür otlamakta oldukları tepeye tam vardıkları sırada, ormanın içinden kokuyu alam bir kurt sürüsünün hücumuna uğramazlar mı!.. Bu sefer öbürlerinden çok daha feci çığlıklar atarak kaçmaya yeltenen çobanın sesine, kulak bile asan olmadı. Akşam yaklaşıp da kimsenin köye dönmediğine şahit oldukları zaman ancak işin hakikat tarafını farkettiler ve hadise yerine giderek faciayı gözleriyle gördüler. Herkesin büyük teessürü arasında, olgun ve yaşlı köy ağası, etrafındakilere şöyle dedi: “Bir yalancıya, hatta doğruyu konuştuğu zamanlarda bile inanılamaz.”
Jean de La Fontaine
|