Buralarda Bana ‘Ayşe’ Derler (Fıkra)

Mehmetçik, Şemdinli dağlarında bir kısım -erkekli kızlı- bö lücü teröristi yakalar. Silahları ellerinden alınıp, sıraya dizi lirler.
Üsteğmen -sert bir ses tonuyla- baştaki kişiden başlar, not alan çavuş da yanındadır;
“- Adın ne ?”
“- Nerelisin ?”
“-Örgüte ne zaman katıldın ?”
Ortalarda birisine gelindiğinde, “adın ne?” sorusuna terö rist;
“-Ayşe” der.
Üsteğmen ikinci soruya geçemeden, hafiften irkilir, durak sar, yüz ifadeleri değişir, hatta gözleri dolar. Çavuşun ve hemen yakındakilerin duyabileceği sesle; “Benim annemin adı da... Ayşe de!..” der. Bu sözleri duyabilen teröristlerde bir gevşeme, bir sevecenlik belirir. Ancak hemen kendini to parlayan Üsteğmen, Ayşe’ninkini bitirip, sorgulamaya de vam etmek üzere bir sonrakine geçer.
“-Adın ne ?”
Terörist -komutanın duygusal anından istifade- ‘beklentili’ bir bakış ve ses tonuyla şöyle cevap verir;
“-Komutanım, benim asıl adım Ali Osman’dır, ancak bura larda bana hep ‘Ayşe’ derler!”
Sonuçta hepimiz ‘bin yıllık kardeşiz,’ aynı zamanda ‘ben zer duyguları olan’ birer insanız. Hepimize yetebilen güzel bir ülkemiz var. Ama 35 yıldır -dağlara çıkıp- hep ‘anaları ağlatıyoruz’. Doğru olan; İnsanın kendisine de annesine de acıması, yanlış yollardan artık vazgeçmesi değil midir!
‘Ortak değerimiz’ olan Yunus bir şey söylemişse, hep iyi şeyler söylemiştir, öğütlerini dinlemekte fayda var;
“-Gelin tanış olalım, Yunus sözün anlar isen, İşin kolayın tutalım. Mani’sini dinler isen, Sevelim sevilelim, Sana iyi dirlik gerek Dünya kimseye kalmaz. Bunda kimseler kalmaz!..“