Bostan Hırsızı Sofiler (Hikaye)

Bir bahçıvan, bahçesine üç hırsızın girdiğini gördü. Biri fakih, biri şerif, biri de sofi idi. Kendi kendine dedi ki:
— Çok şey söylerim ama bunlar üç kişi, birlikten kuvvet doğar, tek başıma gücüm yetmez. Onları birbirinden ayırabilirsem, istediğimi yaparım.
Hileyle aralarını bozmak için sofiye:
— Git arkadaşların için evden bir kilim al, getir, diyerek oradan uzaklaştırdı. Öbürlerine dönerek dedi ki:

— Sen fakihsin, fetvalarınla ekmek yer, bilgi kanadınla uçarız. Sen de bizim sultanımız, Mustafa’nın soyundansın. Bu pisboğaz, açgözlü sofi de kim oluyor ki sizinle düşüp kalkıyor? Geldiğinde onu başınızdan savın gitsin. O giderse sizleri bahçemde bir hafta misafir ederim.

— İkisini de oyuna getip kandırdı. Sofi geri gelince, arkadaşları onu yanlarından uzaklaştırdılar. Sofiyi yalnız yakalayan bahçe sahibi bir güzel dayak attı ona. Bir yandan arkadaşlarından ayrılıp uzak düştüğüne yanan sofi, öte yandan dayağın acısına rağmen bahçıvanın oyununun farkına varmıştı. Kendi kendine söyleniyordu:

— Ben dayağı yedim, şimdi sıra sizde. Beni yabancı saydınız, ama değildim. Hilenin farkına varamadınız, şimdi benim yediğim dayakları siz de yiyeceksiniz.
Bahçıvan sofiden kurtulunca şerife dönerek:
— Ey şerif, eve git de yufka pişirmiştim, onu al da gel, birlikte yiyelim, dedi.
Şerif gidince, fakihe dedi ki:
— Ey, her şeyi anlayan, bilen adam, şerif anlamsız bir iddada bulunuyor; şerifim diyor ama ne iş ettiğini kim bilebilir?
Afsunlar okudu bahçıvan; fakih de bunları dinledi, sonunda kandı. Şerifin arkasından gitti:
— Ey eşek, dedi, seni bu bağa kim davet etti? Hırsızlık sana kimden miras kaldı? Aslan yavrusu aslana benzer, söyle bakalım sen kime benziyorsun?
O zalim adam şerife hakaretler yağdırdı, söylemediğini bırakmadı. Sonunda şerif, fakihe dedi ki:
— Ben ayrılıyorum, sudan çıkıyorum, şimdi yalnız kalıyorsun. Ayağını sağlam bas. Şerifliğimi bir tarafa bırak, ben ne zalimim ne de zalimden aşağıyım.
Bahçıvan ondan da kurtulunca fakihin yanına gelerek dedi ki:
— Ey fakih, en aşağılık olanların bile kendisinden arlandığı kişi! İzin almadan bağlara giriyorsun; senin fetvan bu mudur? Böyle bir şeyi nerede okudun, Vasit’de mi, yoksa Muhit’te mi?
Fakihi dövmeye başladı.
Fakih diyordu ki:
— Vur vur, hakkın var. Fırsat eline geçti. Dostlarından ayrılanların sonu böyle olur.