|
Aslan ile Sivrisinek (Masal)
Sivrisinek, aslana bir gün küstah sesiyle, Der ki: Tırnak batır, pençe at işi budur soyunun! Bir kadında da ondan var; belki daha yamanı, Hiç olmazsa diletir kocasına “Aman!”ı. Senin pençen bir elek, onunla toz elenir; Yelen, bir anda toz, toprağa belenir. Kükreyişin korkutur ancak öküz, ineği, Geçeyim de hücuma anla sivrisineği! Bir ok gibi saldırır, tiz borusunu çalarak, Sonra tüysüz burnuna aslanın, konarak,İğneden bir süngüyle başlar delik delmeye. Gücü yetmez aslanın, ona karşı gelmeye: Pençeleri, dişleri olur korkunç bir satır, Narasını yükseltip ufuklara uzatır. Sessiz kalır dünyanın ova, orman, korusu, Sivrisineğin susmaz hücum borusu! Para etmez kabaran korkunç yele, pazısı, Belli olur aslanın kara alın yazısı. Gözü yılar gücünün yarattığı dumandan,Sivrisinek marş söyler, sanki galip kumandan! Kahramanın ne yazık uzun sürmez neşesi, Bir tuzakta son bulur üzüntülü tiz sesi. Acı gelir ayrılmak, dünya bahçe, bağından, Kurtulması imkânsız örümceğin ağından. Düşmanının nefesi ensesinde gezince,Hayatının sonuna erdiğini sezince, Der ki: Talihin önüme açtığı yol, garip yol; Sen, aslanı kaçır da örümceğe bir yem ol! Ölümün de demek ki, varmış şeref, şanlısı, Böylesini istemez hiç bir dünya canlısı! Jean de La Fontaine |