Arslan, Tilki ve Hayvanlar (Masal)

Bir vakitler Arslan, fena halde hasta ve ölmek üzere olduğu haberini ortalığa salarak, hayvanların, inine gelip, kendisinin son arzu ve vasiyetlerini dinlemelerini istemişti. Haberi duyan Tilki, mağaranın kapısına gelerek, epeyi bir zaman içeriye kulak kabarttı. Bu arada, önünden bir Koyun içeriye girmiş, az sonra da, bir Buzağı onu takip etmişti.

Bu masum hayvancıklar, Krallarının son arzusunu yerine getirmek üzere emre itaat maksadıyla geliyorlardı. Derken, Arslan iyileşmiş olacak ki, mağarasının kapısı ağzında belirdi ve bir zamandan beri orada durmakta olan Tilki’yi görünce, gürleyen bir sesle:

“Niçin sen de içeriye gelip hörmetlerini bildirmedin” diye Tilkiye sordu:
Tilki, gayet nazik ve masum bir eda ile:

“Haşmetmeapları’nın yüksek aflarına sığınırım ama” diye cevap verdi. “Ziyaretinize gelmiş bulunan diğer hayvan kardeşlerimin ayak izlerine dikkat ettim de... Yerde, içeriye giren bir sürü tırnak izi olduğu halde, dışarıya çıkanın ki hiç görünmüyor. O girenlerin dönüşüne kadar burada bekleyeceğim. Çünkü ancak onlar çıktığı takdirde, ben de içeriye girebileceğim. Aksi halde, açık havada kalmayı tercih ediyorum!”

“Düşman tuzağına düşmemek, tekrar selamete çıkmaktan çok daha kolaydır.”

Jean de La Fontaine