Altın Yumurtlayan Kaz (Masal)

Köylü bir gün, yeni aldığı kazını görmek üzere kümese uğradığı vakit, hayretle, az evvel Kazın üstünden kalktığı follukta, pırıl pırıl parlayan sapsarı bir yumurta ile karşılaştı. Bunun bir yun olduğunu düşünerek yumurtayı tam fırlatıp atacağı sırada, başka bir ihtimali hatırlayınca, atmaktan vazgeçerek alıp eve geldi. Parlak sarı yumurtayı evirdi, çevirdi, uzun uzun muayene etti ve sonunda, eşsiz bir zevkle onun, masif altından bir yumurta olduğunu anladı.

Artık her sabah, aynı hadise tekrarlıyor ve köylü onları pazara götürüp satmaya devam ettikçe zenginliği de, günden güne artıyordu. Derken, bu zenginlik öylesine alıp yürüdü ki, köylü, görülmemiş bir şekilde açgözlü olmaya başladı. Para kazandıkça para istedi, altın yumurtalar arttıkça hırs, büsbütün gözünü bürüdü. Sonunda da, bütün altınlara bir anda sahip olabilmek için, Kazı kesti; içini açtı ki... Ne görsün! Elbetteki hiçbir şey...

“Açgözlülük, kendi kendisini mahveder.”

Jean de La Fontaine