Yoksul adamcağızın biri sayrı düşmüş, kötülemiş, kötülemiş, öbür dünyanın yolunu tutmuş.
Ölümden kurtarsınlar diye tanrılara yüz sığır adamış.
Tanrılar: "Bakalım, duracak mı sözünde" deyip onu çarçabuk iyileştirmiş, yatağından kaldırmışlar.
Adamcağız ne yapsın? Ne sığırı var, ne de yüz sığır alacak parası.
İç yağından yüz tane sığır yapmış, taştan bir kurbanlık kurup onun üzerinde yakmış: "Ey tanrılar! Adağımı işte getirdim yerine" demiş.
Tanrılar: "O bizi aldattı, biz de onu aldatalım" deyip gece ona bir düş göndermişler.
Bir ses ona uykusunda: "Yarın kumsala in, orada bin drakhme bulacaksın" demiş.
Adamcağız pek sevinmiş, sabahı zor etmiş, hemen kumsala koşmuş...
Karşısına korsanlar çıkmış, yakalamışlar, götürüp satmışlar, bin drakhme etmiş.
Bin drakhmeyi bulmuş, ama böyle bulmuş.