Ağustos Böceği ile Karınca (Masal)

Yakacaksız, yiyeceksiz geçecek bir geceyi, Dertli dertli düşünür bir ağustos böceği!
Bir düzlüğe varınca,
Bakar bir sürü karınca.
Kimi buğdayı elden ele veriyor,
Kimi ıslak yiyeceği güneşe seriyor;
Kimi tane sürüyor,

Kimi de iş başına hızlı yürüyor. Ağustos böceğinin tak, deyince canına, Dayanamaz, seslenir karıncaya:

-Karınca kardeş, verir misin bana biraz yiyecek?
Bakar sitemle ağustos böceğine, karınca:
-Bizim gibi, dağda, taşta terleyip,

Bütün bir yaz yiyecek toplayıp, Girseydin ya bir kışa! Kendindedir bütün suç; Boştur açılan el, avuç!

Ağustos böceği, der ki:
-Toplanırdı canlılar, Etrafıma bir küme;
Neşe içinde, katılırdı türküme.
Tımbırdatır sazları,
Zevk duyarak birlikte, Geçirirdik yazları.
Kaldı mı ki hiç vakit?
Düşünmeye bir kışı!
Karıncada, böceğin ne kederli bakışı, Ne de yanık sözleri uyandırır acıma.
Der ki:
-Şakrak dostuma,
Ne lâzımdır yiyecek? Vardır güzel endamı,
İstemez de giyecek;
Eşi, dostu görmeli hoşluğunu boyunun.
Madem yazın şakıdın, kışın sıra oyunun!

Jean de La Fontaine