|
Adam ile Çocuk ve Eşek (Masal)
Adam, oğlu ile eşeğini alarak bir gün pazarın yolunu tutmuştu. Üçü de, ayrı ayrı yürüdükleri sırada karşılarına tesadüfen bir köylü çıktı. Tam yanlarından geçerken: “Aptallar!” diye söylendi. “Eşek” üzerine binilmedikten sonra neye yarar acaba?”Bunu duyan Adm, Oğlunu, Eşeğin üzerine oturttu, yollarına devam ettiler. Derken kalbalık bir guruba rastladılar. İçlerinden birisi bağırıyordu. “Şu tembel serseriye bakın! Yaşlı babasını bırakmış da kendisi hayvanın sırtına binmiş.”Bu sözlerden sonra, elbetteki Adam, oğlunu, artık Eşeğin üzerinde bırakamazdı. Derhal bir emirle, onu indirip, hayvana kendisi çıktı. Fakat daha pek az gitmişlerdi ki, karşıdan hızlı hızlı şöyle söyleyerek gelen iki kadına rastladılar: “Yazıklar olsun, tembel, bunak herife!... Kendisi eşeğin tepesine kurulmuş da,zavallı, küçücük yavrucağı utanmadan yürütüyor.” Adam artık ne yapacağını şaşırmıştı. Sonra birden bire kafasına yepyeni bir fikir doğdu. Hemen Oğlunu da, eşeğin üzerine alıp önüne oturttu. Ama, vaktaki gidecekleri köye vardılar, önlerine çıkan alay edip yuha çekmeye başladı. O vakit Adam, içlerinden birisine, böyle kiminle alay ettiklerini soracak oldu. Bir ihtiyar cevap verdi: “Sizinle tabii... Kiminle olacak! Zavallı eşekciğin üstüne ikiniz birden binmeye utanmıyor musunuz?” adam ile oğlu, hemen yere atlayarak ne yapmaları lazım gel- diğini düşünmeye koyuldular. Düşündüler, düşündüler ve başka bir hal çaresi bulamadıkları için, ağaçtan kalın bir dal kesip Eşeği de yere yatırıp ayaklarını iki, iki bağladıktan sonra, o sopayı hayvanın ayaklarının arasında geçirip, eşeği omuzladılar, böylece, manzaraları ile her rastladıklarını kahkahadan yere sererken, Pazar Köpüsü’ne vardılar. Oradan geçerlerken hayvan, çabalaya, çabalaya, bağlardan kurtardığı bir ayağı ile oğlana bir tekme vurdu. Çocuk, yere yuvarlandı; taşıdığı sopa omuzundan kurtuldu. Böylece büsbütün serbestleyen Eşek, çabalamaların fazlalaştırınca, köprüden aşağıya, hızla akan sulara gömüldü. Ayakları bağlı olduğu için de, bir anda boğuluvermişti. Bütün bu hengameyi dikkatle takip etmekte olan bir ihtiyar, Baba ile Oğul’a bakarak:“Bu size ders olsun” dedi. “Herkezi memnun etmek, hiç kimseyi memnun etmemek, demektir.”
Jean de La Fontaine
|